Adalet, bağımsızlık, özgürlük, insanlık onuru ve haysiyeti için!

BURALARDA birkaç hafta öncesinde başlayan seçim heyecanı, Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı tarafından 4 ay öncesinden başlatıldı.

0
1090
Hallo Schweiz Merhaba gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Türkiye’de demokratik kurallardan çok, devlet kimin elindeyse onun inisiyatifi, gücü ve olanakları dahilinde, korku ve panik halinde bir seçim havasına girildi. 7 Haziran 2015’te yapılacak genel seçimlerde siyasi partilerin yarışması gerekirken, bir tarafta sınırlı olanaklarla seçime giren muhalefet partileri diğer tarafta ise, devletin tüm olanaklarını, kurumlarını, basını, kullanan, devletin sahibi AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yarışıyor. Hem de tarafsızlık yeminini ve anayasal sorumluluklarını bir tarafa bırakıp, bir partinin başkanı gibi her gün bir yerde miting, toplantı ve açılışlar yaparak; muhalif olan her parti, kurum ve kişileri yerden yere vurarak, tarafsız olamayacağını ilan ederek… Tarihte eşine rastlanmadık bir biçimde, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı bir parti başkanı, başbakan, parti militanı gibi çalışarak, ülkenin değil de kendisine oy verenlerin Cumhurbaşkanı olduğunu ilan ederek..

İsviçre’de yaşayan herkesin vatandaş olma hakkı

Ülkenin toz duman içinde olduğu bu süreçte tabii ki İsviçre’de yaşayan tüm vatandaşlar gelişmeleri yakından takip ediyor. Ama peşinen söyleyebiliriz ki, seçim dönemi, sonrası ve öncesi yaşanan tartışmalar, davranışlar ve eylemlerin tümü bize yabancı. Çünkü burada Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı ve tüm kantonların, hükümet üyelerinin, ağzında, eyleminde ve tavırlarında bir parti taraftarlığı göremeyiz. Çünkü tümü, o makama geldiğinde tüm halkın Bakanları, Başbakanları ve Cumhurbaşkanı olurlar, onun için yemin içerler ve öyle yaşarlar. İki gün sonra yeminlerini unutmazlar.

Kaçımız, Cumhurbaşkanının, Başbakanın ve Kanton Hükümet üyelerinin partilerini tanırsınız, onların partilerini kayırdıklarına şahit oldunuz mu? Yoktur örneği, bir Başbakan hele hele Cumhurbaşkanı bir partinin lehine ya da aleyhine davranamaz, söz söyleyemez ve bir icraatı olamaz. Aksi halde ülkede birlik ve beraberlik, ülke çıkarları ve bütünlüğü kalmaz. İşte ülkeyi sevmek ve kollamak, ülke çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak budur. Kişinin, zümrenin ve partinin çıkarı söz konusu olamaz, ülke çıkarları söz konusu olunca.

secim-sandıgıO nedenle oy kullanma hakkı olan her vatandaşın oyunu kullanması, sandığa gitmesi, insani bir görevdir. Bu insani hakkımızı kullanmadığımızda, yarın o ülke satıldığında, soyulduğunda, insanlar birbirine düşmanlaştırıldığında, insanlar soyulduğunda ve her türlü hak ve özgürlükler yok edilip, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri ayaklar altına alındığında söyleyecek bir sözümüz ve hakkımız olmaz. Daha doğrusu birileri, ülkeyi, insan olma hakkımızı, özgürlüğümüzü, geleceğimizi ve onurumuzu sattığında seyirci kalmış oluruz.

satilik oySatılık olmadığımızı, hak ve özgürlüklerimizin her şeyin üstünde olduğunu hiç değilse oylarımızla göstermeliyiz. Kimsenin cebinde bir irade olmadığımızı göstermek için “Haklarımızı koruyan, ülkeyi ve halkı düşünen, kadın haklarına, insan olma hakkına, basın özgürlüğüne, halkların kendi kaderini tayin etme hakkına, eğitim, öğretim, iş ve sosyal haklarımıza saygı duyan, ülke ve bireyin çıkarlarını, kendisinin ve partisinin çıkarlarının üstünde tutan birileri varsa, onlar bizdendir ve oyumuz da onlaradır” demeliyiz. Aksi halde, irademizi, insanlığımızı, özgürlük ve bağımsızlığımızı önceden birilerinin cebine koymuş iradesiz zavallılar durumuna düşeriz.

“Hayır, ben kendi hür irademle, düşünce ve fikrimle hareket edeceğim ve oyumu da bana, insanlığa saygı duyan, çağdaş dünyayla uyum halinde olan, çalışanlar kadar insan emeğine, kadına değer veren, genç ve yaşlılara, halklara ve değerlere sahip çıkan her kimse, hangi partiyse oyumu ona vereceğim” diyebilmeliyiz. Biz ve oyumuz kimsenin tapulu malı değildir. Dün oyumu ona verdim, ama yaşanan olaylar bana artık şuna vermemi gerektiriyorsa çekinmeden, özgür irademi ortaya koymalı ve oyumu öyle kullanmalıyım.

Oy kullanma ile ilgili detaylı bilgileri diğer sayılarımızda bulacaksınız.

Göçmen olarak yaşadığımız ülkelerdeki sosyal yaşantıdan öğrendiğimiz gibi, haksızlığın, hırsızlığın, özgürlük ve demokrasi düşmanlığının ulusu ve vatanı yoktur. Her kim hırsızsa, soyguncuysa, dolandırıcıysa, ülkeyi soyup soğana çeviriyorsa, haklarımıza el uzatıyorsa, işsizliği ve yoksulluğu arttırıyorsa, halka zülüm ve baskı uyguluyorsa, bu parti de, yönetici de, insan da bizden değildir. Bize ve haklarımıza düşman olana oyumuz yoktur.

Özgür irademiz, özgürlüğe ve bağımsızlığa olan sevdamız, insan olma hakkımız ve ödevlerimiz neyi gerektiriyorsa öyle davranacağız. İsviçre’de yaşayan halklarımız da bunu yapacaktır. Buna inancımız tamdır. Kendi düşmanını sevecek kadar da yufka yürekli değiliz. “Daha fazla baskı uygula, geleceğimi karart ama sen köşeyi dön” demeyeceğiz tabii ki.

O halde vatandaş olma hakkımız için doğru yerde doğru yere mührümüzü basmak için sandık başına…

CEVAP VER