Doğa tüm canlılara kucak açtı ve eşit davrandı!!!

0
695

Düşünen ve düşünemeyen canlılar çok şanslıdırlar ki, doğa her canlıya eşit davrandı ve hepsini bağrına bastı. Tıpkı bir annenin tüm çocuklarını bağrına basması ve sevmesi gibi. Bir çocuk annesine ne kadar kötülük etse ve onu kırsa da, anne ve babanın şefkatini, merhametini ve sahiplenme isteğini yine de yok edemedi. Tıpkı, bazı canlıların doğaya her türlü vahşeti, kötülüğü ve acımasızlığı yapmasına rağmen, doğanın onları nimetlerinden yoksun bırakmaması ve cezalandırmaması gibi.

Dünyamız, Gezegenimiz yani doğamız aslında tüm canlılara aynı mesafededir

Doğamızda tüm canlılara yetecek kadar yiyecek, su, hava ve güneş var. Hepsini de tüm canlı- ları ayırt etmeksizin eşit olarak bölüştürmüş. Tüm canlılara milyarlarca yıl yetecek kadar zenginlikler sunmuş. Ama şunu dememiş: Güçlü olan güçsüzü ezsin, yok etsin, zulüm uygulasın ve köleleştirsin. Hepinizin karnı doyacak kadar nimetlerimden faydalanın, diye ikramda sınır tanımamış.

İnsanoğluna ise özel bir görev biçmiş. Ona düşünme, araştırma, görme, değerlendirme, tecrü- be biriktirerek daha da profesyonelleşme, toplumları ve çağı daha ileri götürme, insanlar ile diğer canlılar arasında iyi bir diyalog ve işbirliği yaratma, canlıların yararına sürekli yeni şeyler yaratma, hayatı zenginleş- tirme, canlıların daha fazla sağlıklı ve uzun yaşaması için yeni icatlar bulma, doğayı, tüm canlıları ve tabii ki bitkileri koruma, yer altı ve yer üstü zenginliklerini koruma, suyu ve havayı hep temiz tutma, her zaman hatalardan ders çıkararak ileri gitme… Ve sayılamayacak kadar görevler yüklemiş.

Bazı canlılar kendisini var eden anaya yani do- ğaya ihanet ettiler

Kim doğamıza, anamıza, bizi var edene ihanet etti diye suçlu aramaya gerek yok. Evrenimizde tüm canlılara yetecek kadar hava, su ve yiyecek olmasına rağmen, neden bazı canlılar tüm doğamızı ve canlı- ların hayatını yok sayarak, adeta varlığına kastederek, hep bana hep bana diyorlar? Madem ki, doğa diğer canlılar gibi insana da belli bir yaş sınırı koymuş, neden bu mahluklar hiç ölmeyecekler gibi, tüm canlı- ların canına kastediyorlar?

İnsanlar bazen bilerek ama çoğu zaman da bilmeden doğayı yok ederek, tüm canlıların yok olmasına neden oluyorlar. Gezegenimizin milyonlarca yıllık geçmişinde milyonlarca canlıyı bilerek veya bilmeden katlettik. Geçmiş bir tarafa, son yüzyılda hem milyonlarca bitki, canlı ve canlıların doğal kaynaklarını yok ettik, hem de milyonlarca insanı bir çıkar uğruna yok ettiler. İşte esas katil, yani doğamızın da, dünyamızın da, insanlığın da, bitkilerin de ve diğer canlıların da katili bu mahluklardır. Adeta nereden geldiklerini, varlıklarını kime borçlu olduklarını, o doğa ve kaynaklar olmadan kendilerinin yaşamayacağını unuttular. Maalesef son iki yüzyıldır doğamız bu kendini bilmez, aç gözlü, vahşi ve tüm değerlerin düşmanı mahlukların istilasıyla karşı karşıya

Sayıca az olmalarına rağmen doğadaki tüm canlıları ve son tahlilde kendilerini de ciddi bir tehlikeye atıyorlar. Ta sen ve ben ikileminin ortaya çıkmasından bu yana bu acımasız çelişki ve doğa düşmanlığı katlanarak bugüne geldi. Birinci ve ikinci dünya savaşları bu yüzden çıktı ve bu aç gözlü ve doymayan yaratıkların tüm dünyaya hakim olma arzuları on milyonlarca insanın ölmesine neden oldu. Bugün de biçim değiştiren bu tüm zenginliğe sahip olma savaşı, kendini acımasız silahlarla donatarak, adeta tüm gezegenimizi ve insanlık gibi tüm diğer canlıları da yok edecek boyuta vardı. Öyle bir acı- masızlık ki, bu gezegende yaşamı yok etmelerinin kendilerini de yok edeceğini düşünemeyecek kadar vahşileşerek

Dünyamız ve doğamız ‘garip’ mahlukların istilasında.

Doğa herkese tüm zenginliğini eşit dağıtmış. Ama canlıların içinde sayıca yok denecek kadar az olan bir grup kendini ayrıcalıklı ve dünyamızın sahibi gören mahluklar, doğa kanunlarına da karşı çıkıyor ve her şeyin sahibi olduklarını iddia ediyorlar. Yalnızca iddia etmiyorlar, aynı zamanda eylemleriyle tüm canlılara bunu yaşatıyorlar. ABD kendisini tüm dünyanın ve dolayısıyla doğanın ve zenginliğin de sahibi görüyor ve öyle davranıyor. Şimdi Rusya “Ben de varım” demeye başladı. Daha dün ABD’nin verdikleriyle yetinen batı ve diğer bazı ülkeler de “Ama ayıp oluyor biz de varız” demeye başladılar.

Dünyanın neresinde, yoksulluk, açlık, savaş ve huzursuzluk varsa , hepsinde bunları görüyoruz. Hele bazı kemik yalayan ve kimsenin ciddiye almadığı ülke yönetimleri var ki, onlar da ara sıra havlı- yorlar. Efendisi hoşt deyince de seslerini kısıyorlar

Tüm huzursuzluk, savaş ve kötülüklerin altında mutlaka bu kendisini gezegenimizin sahibi gö- renler çıkyor. Afganistan, Irak, Suriye ve tüm dünyada bu savaşları çıkaranlar da, milyonlarca insanı öldürenler de, doğayı, tarihi ve canlıları yok edenler de bu mahluklar. Hepsinin de tek bir amacı var: Her türlü zenginliğe sahip olmak ve dünyayı yönetmek. Bunlar aslında çok değiller, toplasan tüm dünyada birkaç on bin mahluk…. Mahluklar çünkü kendileri gibi canlı olan tüm canlıların hayatlarıyla oynuyorlar, tüm canlıları yok etmeye çalışıyorlar, tüm doğayı tahrip ediyorlar. Tek amaçları olan doğanın tüm nimetlerinin sahibi olmak için

El vicdan, bu doğa hepimizin. Su, hava, yiyecekler, tüm zenginlikler, kültür ve tabiat. Doğa hepimizin anası, sen neden bizi yani milyarlarca insanı ve diğer canlıları ve bitkileri yok sayıyorsun? Doğa bizim anamızsa senin anan kim, sen piç misin? Hayır bu mahluklar da bizim gibi doğanın çocukları. Ama haylaz, yaramaz ve katil Çocukları..

Bu sofrada hepimize yetecek kadar yiyecek vardır….

İnsanlar, eğer doğamızın canlılara sunduğu nimetlerden eşit biçimde faydalansalar, dünyada ne tek bir kişi açlıkta ölür, ne savaşlar olur, ne susuzluk, kuraklık olur, ne de diğer canlıların sonu gelir. Her canlı ihtiyacı kadarı ile yetinir. Eşit özgür ve bağımsız, huzur ve mutluluk içinde yaşamını sürdürür.

Bugün artık her düşünen insana tarihin, doğa ananın ve gezegenimizin yüklediği bir görev vardır. O da, bu hayatı ve gezegenimizi cehenneme çeviren bu yaramaz mahluklara haddini bildirmektir. Ya insan ve diğer canlılar gibi evrenimize ayak uyduracaksınız ya da cehennem olup gideceksiniz, cehenneme kadar yolunuz vardır, demenin tam zamanı. Milyarlar bu tokatı, bu gezegenimizin ve tüm canlıların huzurunu bozanların suratına patlatmazsa, canlıların daha çok çekecekleri vardır. Daha çok savaşlar, yoksulluk, zulüm ve baskılar görecektir canlılar.

Aynı zamanda bu mahluklar, ikiyüzlü ve sahtekarlar. Dini kullanıyorlar, ulusal değerleri ağızlarından düşürmüyorlar, milliyetçi ve gelenekçi geçiniyorlar. Tarihi ve gerçekleri çarpıtıyorlar. İnsanların ve toplumların değerlerini pazarlıyorlar. Yani tam bir cambazlar. Aslına bakarsak bu sahtekarların çoğu binlerce insanın, canlının ve doğanın katilleridirler. Ama yüzlerinde hep bir kılıf vardır. O nedenledir ki çoğu kere halkı kandırarak yüzlerini gizleyerek, bu vahşeti yapmaya devam ediyorlar.

O halde hep birlikte, hey zalim, katil, aç gözlü, doğa düşmanı, insan hak ve özgürlükleri düşmanı, savaş çıkaran, zenginliğimizi gasp eden, canlıları ve tabiatı katleden, çek elini yakamızdan ve gezegenimizden demeliyiz

Doğa ananın kucağında huzurlu ve mutlu yarınlar dileğiyle…

O nedenle, insan sevmeli, doğa sevmeli, tıpkı aşkı ve sevdası gibi… Özgür ve mutlu birey ve doğa da, bu gerçek üzerinde var olacaktır.

CEVAP VER