İsviçre Hükümeti ve Avrupa Birliği üzüntüsünde samimi değil!

İsviçre halkı 9 Şubat 2014 de sandıkta, göçmenlere kota getirilmesine ‘evet’ dedi. İsviçre’de referanduma sunulan göçmen sayısına kota getirilmesi teklifi, yüzde 50,3 ile kabul edildi.

0
1673
Hallo Schweiz Merhaba gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Uzun süredir İsviçre’de tartışılan ve “Toplu Göçün Önlenmesi” şeklinde lanse edilen insiyatif, 9 şubat 2014’te oylandı. Avrupa Birliği vatandaşlarının İsviçre’deki sayılarını sınırlamaya yönelik olarak halkoyuna sunulan insiyatif, çok küçük bir farkla İsviçreliler tarafından kabul edildi.

Halk oylamasında SVP-İsviçre Halk Partisi ve yandaşı olan yabancılar karşıtlarının yasa teklifinin kabul edilmesiyle birlikte İsviçre’de ve tüm Avrupa Birliği ülkelerinde üzüntü ve tehdit açıklamaları ard arda gelmeye başladı. Bugüne kadar İsviçre’de çıkan tüm yabancı karşıtı yasalara onay verenler ve destekleyenlerden, göçmen dostu demeçleri gelmeye başladı. Dünyanın belki de en gerici ‘yabancılar yasası’ İsviçre’de çıkarılırken, ses çıkarmayarak destekleyen Avrupa Birliği, bu kez üzüntü duyduklarını belirttiler ve yasayı kabul edilemez buldular. Peki demezler mi insana, atını alan Üsküdar’ı geçerken siz neredeydiniz? Şimdiye kadar İsviçre Göçmenleri, her kötülüğün nedeni olarak şamar oğlanına çevrilirken hiç mi aklınıza insan hakları ve göçmen dostluğu gelmedi? İsviçre’de Göçmenler en ufak bir nedenle yurtdışı edilebilirken, sosyal yardım almak dahi yurtdışı edilme gerekçesiyken ve her türlü insanlık dışı hakarete ve yasal dayanaklarla saldırıya maruz kalırken siz nerelerdeydiniz?

Çuvaldızın ucu AB’ye dokununca…

İsviçre’de referanduma sunulan göçmen sayısına kota getirilmesi teklifi yüzde 50,3 ile kabul edildi. Bunun anlamı İsviçre’ye her yıl yeni gelen yaklaşık 80 bin göçmene sınırlama gelecek. Yasanın kabul edilmesiyle İsviçre ile Avrupa Birliği arasında yapılan, işçilerin serbest dolaşımı anlaşması rafa kaldırılacak. İsviçre’nin 500 milyonluk Avrupa iç pazarına serbest giriş hakkını kaybetmesi de söz konusu olacak.

İsviçre Devletini büyük bir çıkmaz içine sokan Halk oylamasının sonucunda, İsviçre Hükümeti zor durumda. Alarm durumuna geçen Hükümet, ard arda gelen Avrupa Birliği tehditleri ve “ilişkileri koparırız” restlerine karşı, orta yollar bulma ve AB’ni ikna etme mesaisinde. Avrupa Birliğinin İnsan Hakları ve Göçmenleri savunuyor görünmesi de samimi değil. Onların tavrı, aslında en çok, İsviçre gibi küçük bir ülke nasıl kendi vatandaşlarına sınırlama getirir, tavrıdır. Onlara göre sınırlama olacaksa, önce onlara danışılıp, onların onayı alınacak. Yani AB’ne “İsviçre kafa tutamaz” anlayışıdır. Ama görünen o ki, kimse sizi takmıyor ve İsviçre halkı sizin iki yüzlü göçmen dostu tavırlarınıza kafa tutuyor.

AB’nin de sert tavrı ve tehditlerinin arkasında, ülkelerindeki işsizlere yenilerinin katılma ihtimali vardır. Yoksa göçmenleri düşünmek söz konusu değildir. Çünkü İsviçre’de göçmenlere sınırlama getiren yasaya tavır alırken, benzer yasaları hiç çekinmeden kendi ülkelerinde ve tüm Avrupa Birliğinde uyguluyorlar. AB’de her türlü göçmen karşıtı yasaları ve göçmenlere karşı her türlü ayrımcı politikaları uygulayanların, İsviçre’ye laf söyleme hakları yoktur. Sen tüm Avrupa Birliğinde göçmenlere karşı her türlü ayrımcılığı uygulayacaksın ve saldırı yasalarını çıkaracaksın, sonra da çıkıp İsviçre’ye, yaptığın kabul edilemez, insan hakları ihlali, ikili ilişkilere zarar veriyor falan diyeceksin. Bu tavra ancak ikiyüzlü ve samimi olmayan bir tavır denir. AB’de İsviçre’nin göçmenlere kota konmasına karşı takındığı tavır ne kadar İsviçre ile AB arasında ipleri gerse de, uzlaşır bir yol bulunacak gibi görünüyor. Çünkü aynı timsah gözyaşlarını, İsviçre hükümeti de döküyor. Onlar da, yeni yasadan üzüntü duyuyorlarmış ve AB’nin tepkilerini anlayışla karşılıyormuş. Soruna ortak çözüm bulacaklarını beyan ediyorlar. Çünkü İsviçre hükümetinin de AB gibi göçmenler konusunda sicili temiz değil. Şimdiye kadar çıkan tüm göçmen karşıtı yasa ve uygulamalarda suç ortaklarıdırlar.

İsviçre ayağına sıkıyor…

İsviçre’nin şımarık sermaye çocuğu SVP gibi yabancı karşıtı Parti ve gruplar İsviçre’nin milli çıkarlarına zarar vermeye devam ediyorlar. Göçmen sayısına kota getirilmesinin yasallaşması, AB ile ilişkileri germe potansiyeli taşıyor. İsviçre’nin yaklaşık 8 milyonluk nüfusunun yüzde 23’ünü yabancılar oluşturuyor. 2 milyona yaklaşan göçmen nüfusu ve çalışanları olmadan İsviçre bir hiçtir. Bu ve benzeri yasaları halka oylatan SVP ve diğerlerinin fabrikalarında çalışan göçmenler işi bıraksalar, bu beyler kapılarına kilit vururlar. Bu göçmenler olmadan hizmet, sağlık, kimya, gastronomi, inşaat, kağıt, matbaacılık vb. bir çok sektör tümüyle iflas eder. Çünkü göçmenler en ağır, en kötü şartlarda ve en düşük ücretle tüm sektörlerde belirleyici bir rol oynuyorlar. Buna, kota getirilmek istenen sınır işçileri ve AB ülkelerinden gelen göçmenler de dahildir. Çünkü AB ülkelerinden gelen yüzbinlerce işçi göçmen, İsviçre milli gelirinde önemli bir rol oynuyor. Her kötülüğün nedeni olarak gösterilen bu göçmenler, kapitalist aç gözlülerin kasalarını doldururken iyi, ama buna rağmen de hep üzerinde tepinilen bir kesim olarak görülmekten kurtulamıyor.

Ama sonuçta, bu son göçmen karşıtı girişim, resmen sermayenin ve İsviçre’nin kendi ayağına kurşun sıkması oldu. Çünkü İsviçre’nin bu restini AB görse, İsviçre, bir gün ayakta kalamaz. Çünkü her alanda Avrupa’nın bir parçası olan İsviçre, AB olmadan yaşayamaz. Şimdi bir ‘deli’ kuyuya taş attı ve tüm İsviçre kuyudaki taşı çıkarmaya, ülkeyi bu beladan kurtarmaya çalışıyor.

Göçmen karşıtlığı aynı zamanda İsviçre karşıtlığıdır, hak ve demokrasi karşıtlığıdır.

Göçmenlere kota getirilmesi olayında bir kez daha gördük ki, ister SVP’ den, isterse başka yerlerden gelsin, göçmen karşıtı her girişim ve çaba aynı zamanda İsviçre’nin milli değerlerine karşıtlık, İsviçre halkının çıkarlarına karşıtlık ve insan haklarına karşıtlıktır. Bu dün de böyleydi yarın da böyle olacaktır. Son halk oylamasında getirilen, göçmenlere kota da bunu gösterdi. İsviçre’yi dünyada yalnızlaştırdı. Bu ekonomiye büyük bir darbe girişimi, ulusal ve sosyal kazanımlara darbe ve gelecekte İsviçre’yi büyük sorunların içine çekme eylemidir.

İsviçre halkı, SVP vb. parti ve girişimlerin, milliyetçi, şoven ve yabancı karşıtı eylemlerinin ve çabalarının, İsviçre’nin ve İsviçreliler’in kazanımlarına karşı olduğunu, artık daha fazla anlamalıdır. Halk, her göçmen karşıtı girişimi desteklemek yerine, bu girişim içinde olanlara iyi bir ders vermelidir. Halk, kendisini yalan ve milliyetçi söylemlerle aldatan bu göçmen karşıtlarına karşı, uyanık olmalıdır. Son referandumun da bu anlamda, halkın da gerçekleri görmesinde mihenk taşı olması gerekir. Çünkü bu girişim, İsviçre’nin tüm değerlerine ağır bir darbe vuran bir girişimdir. Halk artık göçmenler üzerinden tüccarlık yapanlara, “dur” demelidir. Son halk oylaması ve İsviçre’nin içine çekildiği çıkmaz, İsviçre halkı için de, göçmenlerle kardeşçe birleşme nedeni olmalıdır.

Göçmensiz ve demokrasisiz bir Avrupa düşünülemez!…

CEVAP VER