28 Kasım 2010 tarihinde, referandum ile halka kabul ettirilen

Ausschaffunginitiatıve“(Yurt dışı Etme İnisiyatifi) ile, kendilerince suç gördükleri ve bu çerçevede, „suç“ işleyen göçmenlerin sınır-dışı edilmesini öngören teklif kabul edilmiş ve bu, demokratik kamuoyu ve uluslararası alanda ciddi eleştirilere yolaçmıştı.Yine, 9 Şubat 2014 tarihinde, „Masseneinwanderung Stoppen İnitiatıve“ (Toplu Göç`e Hayır İnisiyatifi) adı altında, yurt dışından İsviçre`ye göçü sıkı kurallara bağlayan/engelleyen bir politikayı , uluslararası anlaşmaları dahi hiçe sayarak, halka kabul ettirmiş ve özellikle AB`de büyük tepkilerle karşılaşmıştı. Öyle ki, referandum öncesi doğru dürüst kılını kıpırdamayan, İsviçreli diğer burjuva partilerinin dahi, referandum sonrası „bu kadar da olmaz“ dediği bu inisiyatif kabul görmüş, geçtiğimiz yıl Mart ayında da, parlamentoda, bunun uygulanmaya başlaması için gereken yasal düzenlemeler yapılmıştır

Ancak, bunu yeterli görmeyen ırkçı SVP partisi, yeni bir inisiyatif geliştirerek, konuyu tekrar refaranduma taşımayı başarmıştır. „Durchsetzungs İnitiatıve“ (Uygulama İnisiyatifi) şeklinde adlandırılan yeni politik yönelim ile, Parlamento ve özellikle yargısal süreç tamamen devre dışı bırakılmak suretiyle, kendilerince „suç“ işleyen göçmenlerin, hukuki hakları ellerinden alınarak, itiraz bile edilmesi engellenerek, direkt sınırdışı edilmesi hedeflenmektedir

İsviçre Federal Meclis bileşenlerinin mutlak ço- ğunluğu tarafından bile, insan haklarına karşı, demokrasi-dışı bir uygulama şeklinde gördükleri önerge neyi içermektedir?

Suç tanımlanmasının muğlaklığı bir yana, (ki „suç“ un işlenmesi dahi hiçbir şekilde sınır dişini gerektiremez/ haklı kılmaz), bu inisiyatif, öncelikle, sınır-dışı uygulamasını, hukusal süreçten kopararak, direkt anayasal bir uygulama haline getirmek istemektedir.Diğer bir ifade ile, bu uygulama ile, anayasal bir „suç“ listesi hazırlanmak istenmektedir.

Yani, örneğin; çok basit bir kavgaya bulaşan, ya da hastalık sigortasından „haksız“ bir şekilde yararlandığı düşünülerek suçlanan bir göçmen, mahkemeye itiraz edemeyecek ve direk sınır-dışı edilecektir.

Yani, örneğin; çok basit bir kavgaya bulaşan, ya da hastalık sigortasından „haksız“ bir şekilde yararlandığı düşünülerek suçlanan bir göçmen, mahkemeye itiraz edemeyecek ve direk sınır-dışı edilecektir.

Tanımlanan „suç“ listesinde; „…cinayet, soygun, hırsızlık, haksız yere sosyal yardım alma, sosyal sigortaları ihlal etme, çocukların okuluna ara verip çocuk parası alma, iki defa yanlışlıkla sağlık sigortası ödemesi alıp bunu hemen bildirmeme, hasta olmamasına rağmen, sağlık sigortasına hastalık/kaza bildirimi yapma, emekli primlerini, yanlış gelir bildirimi üzerinden ödeme,…terör örgütlerine finans kaynaklari yaratma/propagandasini yapma,…..vb“ sıralanabilecek „suç“ tanımları ile, İsviç- re`de yaşayan 2 milyon`un üzerindeki göçmeni tehdit etmektedirler

Bugüne kadar görülmemiş bir cüretli saldırganlık içeren bu yönelime karşı, demokratik kamuoyu, sol-sosyalist-demokratik kurumlar, parti ve sendikalar, hatta SP, Yeşiller, vb… burjuva partileri dahi bu inisiyatife karşı çıkmaktadırlar

İTİF, (İsviçre Türkiyeli İşçiler Federasyonu)`da, bu uygulamaya karşı, tüm demokratik kamuoyunu ve güç- leri, birlikte karşı çıkmaya ve etkin bir mücadele çağrısını yaparak; buna yönelik yürüteceği çalışmaları, önümüzdeki günlerde deklere ederek, kamuoyu ile paylaşacağını ifade etti.Ayrıca, yerli-göçmen tüm emekçileri, 28 Şubat`ta bu ırkçı/insanlık düşmanı ınışiyatife HAYIR oyunu kullanmaya çağırmaktadır

 

CEVAP VER