Kaos ve ateş çemberinden aklımız ile çıkacağız

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri ve İsviçre’de yaşayanların tavrı!

0
1046
Hallo Schweiz Merhaba gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hallo Schweiz Merhaba gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hallo Schweiz Merhaba
gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

10 Ağustos 2014 tarihinde Türkiye kendi cumhurbaşkanını seçmek için ilk kez sandık başına gidecek. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlar da bulundukları ülkelerde ya da Türkiye’de kayıtlı oldukları seçmen bölgesinde cumhurbaşkanlığı için oy kullanacaklar. Konu hakkında, Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğunun seçimlerde nasıl oy kullanılabileceğine dair gerekli bilgiler Merhaba’nın hem bu, hem de bir önceki sayısında bulunmaktadır

Hem tatil hem seçim

10 Ağustos 2014 tarihi her ne kadar İsviçre’de okul tatillerinin bitmesine denk gelse de, İsviçre’de yaşayan çok sayıda TC vatandaşı o dönemde Türkiye’de olacak. Doğal olarak herkes kendisine yakın bir adayı oylarıyla destekleyecek. Umarız geçen yıl tatil için Türkiye’de izin yapanların başına gelenler bu yıl gelmez. Türkiye’de izin yapanlar, en yetkili kişilerin, Ramazan ayı olmasına rağmen, her gün toplumu ayrıştırdıklarına, kendisinden olmayanları aşağıladıklarına, hatta kendilerinden olmayanların üzerine tank ve toplarla yürüdüklerine, kendisinden olmayanların ölümü hak ettiklerine dair nutuk, söylem ve eylemlerine yaşayarak şahit oldular. İslam aleminin dostluk, dayanışma ve birleşme ayı olan Ramazan ayında, ne yazık ki Türkiye tarihinin en büyük zulmü yaşatıldı. Her gün onlarca tv kanalında ağıza alınmayacak laf, söylem ve saldırılarla milyonlarca insan ötekileştirilmeye, zulme uğratılmaya ve aşağılanmaya çalışıldı.

Yine aynı süreci, aradan bir yıl geçmesine rağmen, yine bir Ramazan ayında, yine bir tatil ayında yaşayacağız gibi görünüyor. Tatilde insanlık, dostluk, dayanışma ve paylaşmanın yerini yine “ya bizdesin ya da düşmansın” ve ölümlerden, işkencelerden, polis gazı ve coptan beğen beğenebildiğin kadar dönemini yaşayacağız ve tüm ‘ötekiler’ de yaşıyor olacak. Hem Cumhurbaşkanı seçimleri var, hem de Türkiye’nin tam destek verdiği, büyütüp, besleyip Suriye’de devrim fedaileri olarak gönderdiği cinayet ve katliam makinaları, silahlarını, kendini besleyenlere doğrulttu. Diğer yanda ise başta başbakan olmak üzere, birçok bakan ve iktidar mensubu hakkında açılan yolsuzluk dosyaları ve bunların arkasından başlayan iktidar savaşları sonrası on binlerce emniyet müdürü, polis, savcı ve hakim, bürokrat ve yönetici kıyım ve sürgünleri dolu dizgin gidiyor. Normal koşullarda dünyanın herhangi bir yerindeki bir ülkede bu olayların binde biri olsa yüz tane hükümet yıkılacakken, Türkiye’de tam tersi oluyor. Haklarında dava açılanlar, dava açanlara savaş açarak yüzsüzce koltuklarına yapıştılar, üstelik kendi yasaları ve hukuklarını da ayaklar altına alarak…

Keza, Türkiye’nin, kendisine komşu ve komşunun da komşusu olanlar olmak üzere dahi, tek bir dostu kalmadı ve herkesle kavgalı hale geldi. Bu kaos ortamında nasıl özgür bir seçimden bahsedilecekse, bir “cumhurbaşkanlığı seçimi” olacak. Ve bu kaosun aktörleri halkın karşısına çıkıp halktan oy isteyecekler. Bu kadarına da pes doğrusu! Ne yüz değil mi? Bir ülke düşünün ki herkes birbirine düşman hale getirildi. Tüm komşularıyla düşman hale getirildi. Tüm dünya Türkiye’ye, insan hakları ve özgürlükleri ayaklar altına almasına, hukuk tanımazlığına, cezaevlerini gazeteci cezaevlerine çevirmesine, kendisinden olmayan herkesi düşman ilan etmesine, 10 milyonun üzerinde insanı gaz ve polis şiddetine maruz bırakmasına, çocuk yaşta insanların “polis tarafından öldürülmeleri emrini ben verdim” diyen bir başbakan yönetimine, Soma’da 301 insanın ölümüne 4 bin polisle giden bir başbakanına, her gün televizyonlarda ağza alınmaz laflarla birbirine küfreden yöneticilerine bakarak açıkça tavır aldı. Türkiye ve dünya, açıkça Türkiye’nin bir ateş bataklığına, zulüm ve polis devleti haline getirilmesine karşı tavır aldı. Ama tüm bunların sorumluları yine halkın karşısına çıkıp, hatta Avrupalara kadar gelip kendilerine oy istiyorlar. Pes doğrusu!..

Keza, Türkiye’nin, kendisine komşu ve komşunun da komşusu olanlar olmak üzere dahi, tek bir dostu kalmadı ve herkesle kavgalı hale geldi. Bu kaos ortamında nasıl özgür bir seçimden bahsedilecekse, bir “cumhurbaşkanlığı seçimi” olacak. Ve bu kaosun aktörleri halkın karşısına çıkıp halktan oy isteyecekler. Bu kadarına da pes doğrusu! Ne yüz değil mi? Bir ülke düşünün ki herkes birbirine düşman hale getirildi. Tüm komşularıyla düşman hale getirildi. Tüm dünya Türkiye’ye, insan hakları ve özgürlükleri ayaklar altına almasına, hukuk tanımazlığına, cezaevlerini gazeteci cezaevlerine çevirmesine, kendisinden olmayan herkesi düşman ilan etmesine, 10 milyonun üzerinde insanı gaz ve polis şiddetine maruz bırakmasına, çocuk yaşta insanların “polis tarafından öldürülmeleri emrini ben verdim” diyen bir başbakan yönetimine, Soma’da 301 insanın ölümüne 4 bin polisle giden bir başbakanına, her gün televizyonlarda ağza alınmaz laflarla birbirine küfreden yöneticilerine bakarak açıkça tavır aldı. Türkiye ve dünya, açıkça Türkiye’nin bir ateş bataklığına, zulüm ve polis devleti haline getirilmesine karşı tavır aldı. Ama tüm bunların sorumluları yine halkın karşısına çıkıp, hatta Avrupalara kadar gelip kendilerine oy istiyorlar. Pes doğrusu!..

Dememiz o ki, İsviçre’de yaşayan her insan elini vicdanına koyacak, insanlığını test edecek, gönlünü ve aklını kullanarak, bizi sağılacak inek muamelesine tabi tutanlara, gereken dersini verecektir. İnsanlığa, tarihe, inançlarına saygılı her insan, alnı açık ve gönlü açık olarak çocuklarının yüzüne bakacak bir tavırla, cumhurbaşkanlığı için oyunu kullanacaktır. Halkına yalan söyleyene, halkına zülüm uygulayana, halkın değerlerini çalana, toplumu birbirine düşürene, komşuları ile düşman olana, komşularının katledilmesine ön ayak alana, çoluk çocuk milyonlarca insana şiddet uygulayana, toplumu birbirine düşüren, ayrıştıran ve bölene, kısacası bizden, sizden, insanlıktan ve haktan ve hukuktan yana olmayana tek bir oy verilmez.

Halkımız artık, benim hırsızım, arsızım, zulmedenim, katilim, hak ve özgürlük düşmanım, hukuk ve özgürlük tanımayanım demeyecek. Kim olursa olsun, geçmişte kimi desteklemiş olursa olsun, bu kez ve bundan sonra her zaman, artık, barışa, özgürlük ve haklara oyunu verecektir.

Hepinize, her şeye rağmen iyi tatiller, sağlık ve sıhhat dileriz. Akıl ve mantıkla bu kaos ortamında doğrunun yanında yer alacağınıza inanıyoruz.

Sevgi ve saygılarımla…

CEVAP VER