Vicdanlarımız, inançlarımız ve doğrularımız…

Bugün dünyada ve özellikle İslam ülkelerinde vuku bulan insanlık dramı, insanı, insanlığından utandırır bir hal aldı.

0
933
Hallo Schweiz Merhaba gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Vicdanlarımız, inançlarımız ve doğrularımız başkalarının çıkarlarının pazarı olmamalıdır!!!

Bugün dünyada ve özellikle İslam ülkelerinde vuku bulan insanlık dramı, insanı, insanlığından utandırır bir hal aldı. Tabi ki insani duygu, düşünce ve yaşam biçimi kalmış olanlarda. Aynı inanç sahipleri, aynı yerde ibadet edenler, aynı peygambere inananlar, aynı mezheplere sahip olanlar birbirini boğazlıyor. Tüm dünya adeta bu insanlık dramını seyretmekle yetiniyor. Her gün yüzlerce insan katledilirken, dünya ve “dünyayı yönetenler” sadece seyrediyor ve üzüntüler içeren demeçler vermekle yetiniyorlar.

Ama bu dramdan daha acı bir gerçek var ki, o da İslam ülkelerinin önde gelen devlet ve hükümet başkanlarının, toplumu yönlendiren kurumların sorumlularının, adeta, olayları körüklemeleri, yangına körükle gitmeleri ve katliam boyutuna gelmesi için yürüttükleri olağanüstü çabalardır. Katliam boyutuna varan vahşetin önüne geçmek ve akan kanı durdurmak yerine savaş çığırtkanlığı yapılıyor. Bu durum da dünyayı ve islam ülkelerini daha da korkunç bir geleceğe sürüklüyor.

Saddam diktatöründen Irak halkını kurtarma yalanıyla 1 Milyon Iraklı katledildi, on binlerce kadın ve çocuğa tecavüz edildi, bir ülke harap oldu. Suriye’ yi Esad diktatöründen kurtarma adına Suriye’ ye dünyanın her tarafından ne kadar ırz düşmanı, hırsız, toplum dışı ve ahlaksız varsa gönderildi. Sonuç: 300 bin Suriyeli öldü, milyonlarca Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kaldi, binlerce kadın ve çocuğun ırzına geçildi, ülke haraba döndü. Bununla da kalınmadı, tüm dünyayı saran terör bakterisi ortalığa salındı. O coğrafyada artık herkes birbirini kırıyor, mezhep, milliyet ve ulusal kimlik katliamları başladı. Esad’ ı iki ayda yıkacağını ileri sürenler, o bataklıkta kendi sonlarını da yakınlaştırdılar. Orayı bataklık haline getiren suç ortakları, şimdi, o bataklıktan çıkmak için çırpınmaya başladılar. Ama nafile… Sizlerin yarattığı bu canavar, er veya geç sizleri de ısıracak ve bundan kaçma şansınız olmayacak. Bu pisliğe bulaşan herkes, ondan nasibini mutlaka, misliyle alacaktır. Ama olan yine de yüz binlerce mazlum halka oldu.

Ayrıca bu coğrafyada inançlar üzerinden tüccarlık tüm hızıyla devam ediyor ve sonuçları da çok vahim bir şekilde ortaya çıkarak görülmeye başlandı. Bu nedenledir ki insan kendisine artık sormalıdır, herkesin kendisine ait olması gereken inancı, neden sadece birilerinin iktidar, mazlumları yok etme, insanları kandırma sermayesi oluyor? Benim inancımı neden başkaları kötü emelleri için bana satıyor? İnsanların kanı oluk oluk akarken neden daha hiçbir inancı olmayan, vicdan sahibi olmayan, insan ve doğa sevgisi olmayan insanlar toplumların önünde kurtarıcı ve inanç sahipleri gibi dolaşıyorlar.

Aslında bugün yaşanan sorunların çözümü ve soruların cevabı , yine inancı ve vicdanı olanların gönlündedir. Her insanın safça ve inanarak savunduğu düşünceler ile sosyal yaşam arasındaki gerçeklikte yatıyor. Aslında hepimiz, dönüp, pratik yaşamda kendimizi ve inançlarımızın tüccarlarını değerlendirirsek gerçeğe ulaşırız. Burada kimin insan ve vicdan sahibi, inançlı biri olup olmadığını , onların yaşam biçiminde de görürüz. Kime, inançların ve insanlığın yön verdiğini veya kime çıkarların ve vicdansızlığın, inançsızlığın ve kafirliğin yön verdiğini görürüz ve inanca, dini vecibelere ve çıkarlara uygun davranıp davranmadığını da görürüz ve herkes de görür. O nedenle insanlar artık “yeter be, senin inancın sana benimki bana, sende vicdan ve inanç varsa sen neden milyarlarla oynuyorsun da ben açlık içindeyim? Sen neden ayrıcalıklı iken neden ben dıştalanmışım? Sen neden her şeye sahipken ben açlıktan ölüyorum” diye sormaya başlayacaktır ve sormalıdır da.

Yani gerçek o ki, biz inandığımız gibi yaşıyorsak, başkalarının inançlarımız üzerinden bizi sömürmelerine “yeter artık!!!” demeliyiz. Yoksa biz daha çok acı çekmeye, katliamlara uğramaya, her gün o vahşet manzaralarını izlemeye devam ederiz.

O nedenle bizim vicdanımız ve inancımız başkalarının cüzdanının pazarı olmamalıdır. İnsanlık için, demokrasi ve insan hakları için, her yerde başımızı artık kaldırmalı ve bu vicdansızlara dur demeliyiz. Hepimize görev düşüyor insanlık adına…..

CEVAP VER